Teknoloji çağının içinde doğanlardan mısınız? Yoksa sonradan tanışanlardan mı?

İnsanlık, hayatın her alanında yaşamsal faaliyetleri kolaylaştırmak için türlü türlü arayışlar içerisine girmiştir. Bu kadar uğraş, bu kadar çaba belki de yapılmasa, şu an kolaylıkla elde ettiğimiz her türlü araç ve gereci henüz elde edememiş olacaktık. Bazı keşifler tevafuk eseri oluşsa da sonuç itibariyle amaca hizmet etmiştir. Teknolojinin tek bir amacı vardır, işleri kolaylaştırmak. Zaten kolay varken neden zoru seçelim ki?
Eski tarihe baktığımız zaman teknolojik devrimler arasından en eskisi, şüphesiz ateşin keşfidir. Ateşin keşfi ile beraber ölümlerin de azaldığı aşikardır. Belki şu an, gece vahşi bir hayvanın, yaşadığımız yere gelerek bizi yemesi hiç düşündürmese de (vahşi hayvanların kol gezdiği ormanda kalmadığımız sürece), ateşin keşfinden önce insanların sorun olarak gördüğü en temel ihtiyaç buydu. Ölmemek.
Yeme, içme ve barınma gibi temel sorunlar ateşin keşfi ile bir nebze olsa çözülmüş olsa bile insanlık için bu yeterli değildi. Gündüzleri işlerini yapıyor lakin güneş battıktan sonra her yer karanlığa gömülüyordu. Ve tabii ki insanlık durur mu? Hep merak eder, ne yapar eder bulurdu karanlığın sonunu getirecek icadı, elektriği. Elektriğin ve ışıkların hayatımıza girmesiyle beraber insanlık geceleri de çalışabilecekti. Bunca teknolojik zahmet, insanlar hep çalışsın diye miydi diye sormadan geçemeyeceğim. Hani hayatımızı kolaylaştırcaktı teknoloji, daha da çalıştırır hale getirmedi mi bu şekilde?
Bilgisayarı ve interneti hiç saymıyorum, onlarda hiç şüphesiz tarihimizdeki hatırı sayılır teknolojik araçlar arasında yerini alıyor. Bize göre ateşsiz bir yaşam hatta elektriksiz bir durum mümkün değilken, 2000’lerden sonra doğan her çocuk için de internetsiz bir hayat düşünülemiyor. Bundan daha ötesi olamaz, en fazla burasıdır demeyelim çünkü teknoloji hala yenilenmeye devam ediyor.
Teknolojiyi anlamak yaş ile ölçülebilir bir durum değildir. Her ne kadar yaşça büyük insanlar, çok küçük yaştaki kişileri gördükleri zaman, “bizden daha iyi kullanıyorlar” olarak söylemlerde bulunsalar da, sadece kullanıyor olmak onu anlıyor anlamına gelmemektedir.
Okuryazarlıkla alakalı bir önceki yazıda, okumayanlar için göz atmaları tavsiye olunur 98 farklı okuryazarlığın, araştırmalarda ortaya çıktığını söylemiştik. Yapay zeka okuryazarlığı ise bu okuryazarlıklardan bir tanesidir.
İzlediğiniz film ve dizilerden, okuduğumuz kitaplardan yapay zekanın ilerleyen zamanlarda insanların işlerini ciddi manada kolaylaştıracağını hatta daha da ötesi işlerini elinden alacağını görmüşsünüzdür. Jack Ma’nın söylediği gibi “Yapay zeka insanların yerini alacak mı bilmiyorum ama yapay zekayı kullananlar kullanmayanların yerini alacak.”
İşlerimiz her ne kadar kolaylaşacak olsa da, yapay zekayı etik unsurları dikkate alarak ve ahlaki davranışları göz önünde bulundurarak kullanmamız hepimiz için en iyisi olacaktır. Yapay zeka araçlarını doğru bir şekilde kullanabilmek, insanlığa fayda sağlayacak keşifler yapabilmek ve bizlerin bu teknolojiye hakim olabilmesi, yapay zeka okuryazarlığı ile mümkün olacaktır.
Tarihsel yapısına derinlemesine inmesek de, okuryazarlık için önemli birkaç hadiseye değinmekte yarar vardır. Yapay zekanın tarihsel olarak geçmişi ikinci dünya savaşına dayanmaktadır. Alan Turing, İngiliz matematikçinin Turing testi olarak bilinen uygulamasının ardından, 1957 yılında ilk sohbet robotu ELIZA oluşturulmuştur. Tabii gel zaman git zaman yapay zeka bahsi kapanmış görünse de, ki üstünü kapatacak modern anlamda bilgisayarlar oluşmaya başlamış ve internet devreye girmiştir, belirli bir süre ortalıkta adı geçmemiştir. 2022 Kasım ayına kadar.
Bu tarihten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. OpenAI şirketi ChatGPT isimli sohbet robotunu duyurduktan sonra, Dünya’da en fazla indirilen uygulamalar arasına girdi ve hala indirilmeye devam ediyor.
Yapay zeka kısaca “İnsan zekasına benzer şekilde öğrenme, muhakeme yapma ve problem çözme yeteneği gösteren bilgisayar sistemleridir.” İlk olarak 1955 yılında McCarthy tarafından kullanılan bu kelime günümüze kadar gelmiş ve şu an için yapay genel zeka olarak da işlemlerine devam etmektedir.
Hayatımızın, belki de bundan sonrası için ayrılmaz bir parçası haline gelecek olan yapay zekanın serüveni, burada anlatmakla bitecek bir mevzu elbette değildir. Yapay zekayı kıyafet, ayakkabı veya teknolojik araç gibi yılın, dönemin modası olarak gören “bu geçici heves bir zaman sonra son bulur” diyen kimse varsa lütfen itibar göstermeyin. Geçici bir moda asla değildir.
Gelelim asıl mevzumuza, yapay zeka okuryazarlığı için ilk adımımız tabii ki kaçmak değil, kullanmak olacaktır. Etik sınırlarını ilk baştan itibaren çizmemiz her şeyden önemlidir. Bu sebeple yapay zeka uygulamaları için açacağımız hesaplarımız genellikle kullandığımız mail hesabımız olmamasına dikkat etmeli, hatta mümkünse sırf yapay zeka uygulamaları için ekstra mail açmalıyız.
Uygulamaları açmamız sadece yeterli değildir. Uygulama ayarlarından veri kontrollerini yapmayı ihmal etmeyelim. Yapay zekanın çıktılarının hatalı olup olmadığını her zaman kontrol edelim. Özellikle halüsinasyon kısımlarına önem verelim ki bizleri yanlış bilgilerle kandırmasın.
Yapay zeka okuryazarlığı bu kısacık yazımızla anlatılacak mevzudan daha büyüktür. Bu sebeple bir sonraki yazımızda okuryazarlık için gerekli olan bilgilerden; yapay zeka nasıl çalışır? Büyük dil modelleri nedir? İyi bir prompt (istem) nasıl yazılır? Kullanım içinde nelere dikkat edilmelidir? Halüsinasyonu önleyebilir miyiz? başlıklarına değineceğiz. Son olarak Kant’ın sözü ile yazımı sonlandırmak isterim, “Sapere Aude” yani “Kendi aklınla düşünmeye cesaret et.”
Yorum bırakın